2015 in review

WordPress.com istatistik yardımcısı BolBilim için 2015 yıllık raporu hazırlamış.  Ah sayılar... İşte bir alıntı: Sydney Opera House'daki konser salonu 2,700 kişiyi barındırır. Bu blog, 2015 içinde yaklaşık 43.000 kez görüntülendi. Eğer bu Sydney Opera House'da bir konser olsaydı, bu kadar insanın onu görmesi kapalı gişe yaklaşık 16 gösteri alacaktı. Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Yeni yılın sizden bekledikleri var!

İlker, herkese iyi bir yıl dileyip dükkanı kapadı ama  benim söylemeden duramayacağım bir konu var: Yeni yıldan beklediklerimiz. Her yıl, bir senenin bitmesinin verdiği ağırlık, bir de bunun akademisyenler için dönem sonuna denk gelmesiyle katlanan yorgunlukla insan sevdiği, önemsediği şeylere ne kadar az zaman ayırdığını görüp, hayıflanıyor. Haydi, yılbaşı gelmeden önce oturun ve 2015'te yaptığınız, … Okumaya devam et Yeni yılın sizden bekledikleri var!

Bol Bilim bir yaşında

Aralık 2014. Hava soğuk ve kapalı. Ben kendimi divana çok yakın hissediyorum. Pınar ise planlarımızın peşinde. "Konuştuk o kadar, hadi başlayalım," diyor. Oysa ben bol bir eşofman giyme taraftarıyım. Bol bir eşofman? Bilim sayfası? Eşofman. Sayfa. Bol. Bilim. Bol Bilim! Ayağa bir fırlayışım var, aklınız şaşar... Yok be atıyorum. Eşofmanı giydim, çayı koydum. Pınar da haklı diye düşünüyorum … Okumaya devam et Bol Bilim bir yaşında

Projeni yaz, desteği kap

Kapalım tabii. Araştırma projelerini desteklemek için dünya kadar kaynak ayrılmış durumda. Avrupa Birliği fonlarını düşünün mesela. Türkiye payına düşeni tıkır tıkır yatırıyor. Gel gör ki, diğer ülkelere göre bizden yapılan başvuru sayısı çok az. Hadi Avrupa'yı bir anlığına geçelim. Ya TÜBİTAK? Orada da durum istenilen düzeyde değil. Oysa pek çok farklı destek var. Ne duruyoruz hocalar? ... Sabah kalkınca ilk … Okumaya devam et Projeni yaz, desteği kap

İyi hakem, kötü hakem

İtiraf edeyim; ben bu hakemlik işine biraz mesafeliyim. Hayır, bilimsel bir çalışmanın sıkı bir değerlendirme sürecinden geçmesi gerektiğini biliyorum. Yine de onca zamanımı verdiğim makaleye hakemlerin insafsız eleştirileri gelince moralim bozuluyor. Oysa yıllar içinde envaiçeşit ret almış biri olarak bağışıklık kazandığımı sanıyordum. Heyhat! Her hakem de izansız değil tabii. Kötüsü varsa, çok çok iyisi de var.  Hatta öylesi var … Okumaya devam et İyi hakem, kötü hakem

Upuzun kısacık yaz

Yaz... Bir akademisyenin 60 hafta olarak hesapladığı zaman dilimi. Bir ton iş yaza bırakılmıştır. Makalelerin toplanması, yeni bir konu öğrenme, okunacak yüzlerce çalışma, ders notlarının gözden geçirilmesi. Kaba hesapla 75 haftalık iş. Bir de konferanslar var tabii. Her şey dahil inek tatili. Ben de bir konferanstan yeni döndüm. Üç yılda bir yapılan, çalıştığım alanın en önemli … Okumaya devam et Upuzun kısacık yaz

Sakin şampiyon

Yazının başlığını "Genç akademisyen arkadaşa tavsiyeler" yapsaydım ya. Klavyemi eşek arısı sokar. Hayatta yapmam. Şu bir tık daha iyi sanki: "Ben ettim, sen etme." Ya da doğrudan yaşımı ortaya koyan şöyle bir başlık: "Pinpon sadece bir spor değil." Neyse derdimi anladınız; bir üniversitede ilk kez öğretim üyesi olarak işe başlayanlardan bahsetmek istiyorum. Daha doğrusu hem benim, hem … Okumaya devam et Sakin şampiyon

Adım adım lisansüstü

Bol Bilim'de bir birikim oluşmaya başladı galiba. Baksanıza bir devam yazısına giriştim. Vay vay... Pınar en son yazısında lisansüstü* yapmak için nedenleri sıralamıştı. Ben de ilk akla gelen soruları sorayım dedim: "İyi ama nasıl? Nerede? Kiminle? Ya sonrası?" Hoca Lisansüstü yapmaya karar veren pek çok insan önce üniversite seçmeye odaklanıyor. Ve üniversite ismine o kadar büyük bir paye biçiyorlar ki, isimden daha önemli noktaları atlıyorlar. … Okumaya devam et Adım adım lisansüstü

İmece usulü

Kağıtlarla dolu bir masa ve o masada yıllardır aynı problemi çözmeye çalışan bir profesör. Azıcık aşı, kaygısız başı. Gel gör ki hali perişan: hijyen hak getire; beslenme desen pek nadir; sosyal hayat söz konusu bile değil. Sadece bilim aşkı (püfff), azim (püüffff), cefa (püüüffff), sabır ve fedakârlık (püüüüffffff)... BOOOM! Balon patladı. Sanki her başarılı akademisyenin yalnızlık içinde kıvranması gerek. "Delirmemiş … Okumaya devam et İmece usulü

Önce bölüm, sonra fakülte… En sonunda tüm üniversite!

Herhangi bir üniversiteden bir bölümü seçin.  Çok yüksek olasılıkla, aşağıdaki görüntülerden en az biriyle karşılaşacaksınız: Bölümün ayaklı tarihi bir hoca. Her dönem yılmadan aynı dersleri vermiş. Virgülüne 15 yıl önce dokunduğu notlarını kullanmaya devam ediyor. Bilmem kaçıncı baskısı çıkan kitabın hâlâ ikinci baskısından ders anlatıyor - ki ilk baskı İskenderiye Kütüphanesi'nde yanmış. Ödev soruları da … Okumaya devam et Önce bölüm, sonra fakülte… En sonunda tüm üniversite!