Yeni üniversite, yeni bölüm: Nereden başlasam?

Türkiye'de 14 yıl boyunca aynı üniversitede çalıştım. Toy bir öğretim üyesi olarak başladım. Sonra öğrencilerim oldu, dersler verdim, projelere katıldım. Büyüdüm. Ve üniversitede kendime bir yer edindim. Ardından bir rahatlık geldi üzerime. O baş belası konforlu alan ve o alanın cazip hediyesi gevşeme. Belki de bir çeşit özgüven patlaması ya da buralar benden sorulur havası... Bilemiyorum.  … Okumaya devam et Yeni üniversite, yeni bölüm: Nereden başlasam?

Türkiye Akademisi’nden Hollanda Akademisi’ne Kısa bir Yolculuk

Yaklaşık altı aydır Hollanda’dayız. Ben, Utrecht Universitesi, Bilgisayar Bilimleri’nde hocalık yapıyorum, İlker ise Erasmus Üniversitesi, Ekonometri Enstitüsü’nde. Yani, yıllardır alışık olduğumuz akademik ortamın dışında, ama yine de akademinin içindeyiz. İnsan, içinde bulunduğu kuruma alıştıkça, bir rahatlama içerisine giriyor. Buralar benden sorulur hissi belki de. Yeni bir kuruma, hele başka bir ülkede yeni bir kuruma gidince, … Okumaya devam et Türkiye Akademisi’nden Hollanda Akademisi’ne Kısa bir Yolculuk

“Merhaba, ben burada yeniyim.”

Uzunca bir aradan sonra tekrar bir Bol Bilim yazısının başına oturdum. Değmeyin keyfime. Bazılarınızın zaten haberi vardır. Senenin başında Hollanda'da çalışmaya başladık. Taşınmaydı, yerleşmeydi derken aylar hızla geçti.  Meğer yeni bir çevreye alışmak ne kadar meşakkatli bir işmiş, ne çok zaman alırmış... Sonunda ufak ufak alıştık. Hatta yeni hayatımıza ısınmaya bile başladık. Bu yazıda yeni … Okumaya devam et “Merhaba, ben burada yeniyim.”

Akademisyen portresi

Bugüne kadar akademisyen olarak yaptıklarımız üzerine bir sürü şey yazdık. Daha çok pratik konular: derse girme, makale yazma, sunum hazırlama, proje konusu belirleme ve diğerleri. Bunlar iyi hoş da, bir akademisyen için çizilecek portre sadece bunlardan ibaret değil. Kendime bakınca, hele hele son yıllarda gördüklerimi düşününce, portrenin kalan kısmının hayatımda daha fazla rol oynadığını açıkça … Okumaya devam et Akademisyen portresi

Kötü sonuçlara övgü

Araştırmanın basbayağı iki yüzü var. Bazen işler tıkırında gidiyor. Sonuçlar istediğimiz gibi çıkıyor. Makale hızla toplanıyor. Derginin hakemleri de makaleyi süründürmeden kabul ediyorlar. Bu araştırmanın bal yüzü. Lezzetli. Bazen de işler ters gidiyor. Hadi ters demeyeyim de, ortaya attığımız soruların cevapları hiç beklediğimiz gibi çıkmıyor. Hipotezler ardı ardına çuvallıyor. Geçmek için çabaladığımız elemanların yanına dahi … Okumaya devam et Kötü sonuçlara övgü

“Hocam” olamadan Amerika’da hoca olmak

Bu sefer Amerika'dan bir yazar transfer ettik. Sevgili Sibel Oktay bize uzaklarda genç bir hoca olmaktan bahsetti. İnsan böyle bir serüvene nasıl başlar, başına neler gelir, neyi özler? Ellerine sağlık Sibel Hocam...   En sevdiğim Türkçe blog’a konuk yazar olmak o kadar güzel ki, bu mutluluğu diğer pencerede düzeltmelerini bekleyen makalenin ve yazılması gereken referans mektuplarının gölgelemesine … Okumaya devam et “Hocam” olamadan Amerika’da hoca olmak

Yalnız ve uzak bilim

Buralardan gitme meselesi, son dönemde o kadar çok insanla gündeme geldi ki. Aklımdan çıkmıyor. Kalmanın ateşli savunucularıyla, gidecekleri yaka silkip yollayanlarla durumun vahametini konuşamıyoruz. Kestirip atan cümleler, duvar gibi suratlar... Bu hafta BirGün Pazar'a yazdım. Bol Bilim okuyanlar da bir yerlerde bu konuyu konuşuyorlardır elbet. Kimin ne dediğine bakmayın siz. Bir ülkede bilim hayatını ayakta tutanların en başında öğrenciler gelir. Özellikle doktora öğrencileri. … Okumaya devam et Yalnız ve uzak bilim

Bir Akademisyen Kadının Hayatında Olması Gereken İKİ Şey

Sevgili Tuğba Tanyeri Erdemir, Bol Bilim için yazdı. Kızlar, toplanın size akademik başarının arkasındaki en önemli İKİ şeyi anlatacağım. Oturdum düşündüm taşındım akademisyen kadının başarısının en önemli faktörlerini sizler için damıttım, iki tane “olmazsa olmaz” şeye indirgedim. Buyrun okuyun: 1) Kendine Ait Bir Oda Virginia Woolf’un 1929’da “A Room of One’s Own”u yazarken bir bildiği … Okumaya devam et Bir Akademisyen Kadının Hayatında Olması Gereken İKİ Şey

Gör, duy, konuş

Cinsel taciz var. Cinsel taciz gerçek. Cinsel taciz yaygın. Keşke daha çarpıcı yazabilsem. "Kadınlar aynı alanda erkeklere göre kendilerini daha güvensiz hissediyorlar." Bu cümleyi okuduktan sonra "Eh herhalde yani," diyerek gözlerinizi devirdiniz mi? Tekrar tekrar okuyun. Cümlenin korkunçluğu insanı yavaş yavaş sarıp boğuyor. Konuşmuyoruz. Oysa çok konuşmamız gerek. Daha çok. En çok da üniversitede. Kampüs bir … Okumaya devam et Gör, duy, konuş

İnekler, bilgisayarcılar ve tekrar edilebilir araştırma

Dün akşam Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nde bir konuşma yaptım. Arada söz Bol Bilim'e de geldi. Çünkü: Burada tam zamanlı elamanım. Konuşmadaki bazı şeyleri daha önce burada da tartışmıştık. Sunumu göndereceğime söz verdim. İyisi mi dosyayı da Bol Bilim üzerinden paylaşayım. Bir ara Türkçe'ye de çevirirsem harika olacak. Bakalım.