Eyvah! Yazamıyorum!

Son günlerdeki akademik hayatımı bu iki kelimeden daha iyi tasvir etmeme imkan yok. Bilgisayarın başına geçiyorum. Hatta geçmeyi bırakın, önünde saatlerce oturuyorum fakat tek kelime yazamıyorum. Elde yenmedik tırnak, ofiste boşaltılmamış dolap kalmadı. Ama olmuyor işte. Yazmam gereken şeyler belli. En kolayı, editörlük yaptığım bir özel dergi sürümü için giriş. En fazla 1500 kelimelik bir … Okumaya devam et Eyvah! Yazamıyorum!

Bundan makale olur mu?

Son zamanlarda içinde bulunduğum bir çok ortamda bana bu soruluyor (tabii Boğaziçi'nde ne oluyor sorusundan sonra!). Konuştuğum kişi, işinde ya da bir ders kapsamında, belirli bir proje yapmış. Biraz üzerinde düşündükçe, bunun aslında güzel bir fikir olduğuna ve etrafta gördüklerinden daha iyi olduğuna kanaat getirmiş. Şimdi de merak ediyor: Bundan bir makale olur mu? Bunu … Okumaya devam et Bundan makale olur mu?

Nedir bu doktora?

Türkiye'de her dönem birçok öğrenci üniversitelerin doktora programlarına kayıt oluyor. Bu programların çoğunda ise, doktora nedir, ne beklenir, süreç nasıl işler diye bir bilgilendirme yok. Genelde bilgiler, daha eski öğrencilerden altlara doğru akıyor. Bu çok değerli; fakat aslında daha nesnel bir şekilde doktora öğrencilerine doktoranın adımlarını anlatabilmemiz lazım. İşte başlıyorum. Dersler Türkiye'deki hemen hemen her … Okumaya devam et Nedir bu doktora?

Firmalara danışman, danışmanlara firma

"Bakınız, üniversite-sanayi ilişkisi çok önem..." Çaaat! Terliği televizyona yapıştırdım. Yahu, tamam anladık. Pek önemli, çok önemli, en önemli. Kimse, üniversiteler firmalarla çalışmasın; firmalar sakın üniversitelere danışmasın demiyor ki... Aynı lafları geveleyip durmayın. Tamam, her iki tarafta da birlikte çalışmaya hiç yanaşmayan, hatta haberi bile olmayanlar var. Onlar için bir çıkış, önlerine başarı hikâyeleri koymak olabilir. … Okumaya devam et Firmalara danışman, danışmanlara firma

Sabunlamadan, şişirmeden

Her geçen yıl, bir önceki yıla göre daha çok makale yazılıyor. Bizde de, dünyada da durum bu. Şaşırmamak gerek. Bir kere araştırmacıların üzerindeki baskılar arttı. Onun için ufak-büyük demeden her çalışmayı makaleye çevirmek için muazzam bir çaba var. Bu çabanın üzerine bir de kolayca veri toplanmasını ve süratleri gün be gün artan bilgisayarları koyun; resim kendiliğinden tamamlanır. Bol araştırma, … Okumaya devam et Sabunlamadan, şişirmeden

Yeni proje mi? Bir bakayım.

Bol Bilim istatistiklerine bakınca ayan beyan gözüküyor; projeler konusunda yazdıklarımız en çok okunanlar arasında. Hele proje önerilerinin son gönderilme tarihleri yaklaşıyorsa, o yazılara rağbet iyice artıyor. Seneye yeni başladık sayılır. Bu senenin planlarına bir proje önerisi yazmayı eklemek ister misiniz? Açıkçası ben bir ara yazacağım. Demesi kolay da ne yazacağım? Henüz aklımda kesin bir şey yok. Fakat … Okumaya devam et Yeni proje mi? Bir bakayım.

Akademik kariyeriniz kaç karış?

Akademisyen olmayı ilk düşündüğüm yıllarda, sevdiğim bir hocam bana, “Mutlaka akademisyen ol. Sabahtan derslerini verirsin, saat 2'de eve döner, ev işlerini halledersin” demişti. Sanırım, ev işlerini halletmenin kadınların yükümlülüğü olduğu zamanlardı. Akademisyenlerin yükümlülüğünün ise sadece ders vermek olduğu zamanlar... Oysa şimdi, araştırma yapmak, araştırma sonuçlarından yayın çıkarmak, ve bunların başkaları tarafında görülmesini sağlamak akademik kariyerin … Okumaya devam et Akademik kariyeriniz kaç karış?

Projeni yaz, desteği kap

Kapalım tabii. Araştırma projelerini desteklemek için dünya kadar kaynak ayrılmış durumda. Avrupa Birliği fonlarını düşünün mesela. Türkiye payına düşeni tıkır tıkır yatırıyor. Gel gör ki, diğer ülkelere göre bizden yapılan başvuru sayısı çok az. Hadi Avrupa'yı bir anlığına geçelim. Ya TÜBİTAK? Orada da durum istenilen düzeyde değil. Oysa pek çok farklı destek var. Ne duruyoruz hocalar? ... Sabah kalkınca ilk … Okumaya devam et Projeni yaz, desteği kap

Her şey detaylarda gizli…

İnsan bir araştırma yaparken, yaptığı işle ilgili birçok bilgiyi aklında tutuyor. Birisi sorsa, pat pat söyleyebilir halde: - Alfayı neden 0.2 almıştım? - Çokça sayı denemiştim; en iyisi buydu. - Peki beta neden 0.8? - Çünkü 1'e yakın olsun ama çok da yakın olmasın demiştim---aklıma ilk o gelmişti. - Benzetimleri kaç kere tekrarlamıştım? - Önce … Okumaya devam et Her şey detaylarda gizli…

İç ses, dış ses

Raporlar, hakemler ve cevaplar üçlemesinin son yazısı. İlk yazıda hakem raporu yazmaktan bahsetmiştim. İkinci yazıda Pınar, hakemlerden gelen raporları nasıl göğüslediğini anlatıyordu. Bu yazı ise, istenen düzeltmeleri yaptıktan sonra hakeme yazılacak cevap üzerine. Normal şartlarda bir cevap mektubu yazmak çok zor olmasa gerek. Fakat bu mektup biraz farklı; daha doğrusu çok kıvrımlı. Biraz hakeme hak verdiğiniz, az biraz dirsek … Okumaya devam et İç ses, dış ses