İmece usulü

Kağıtlarla dolu bir masa ve o masada yıllardır aynı problemi çözmeye çalışan bir profesör. Azıcık aşı, kaygısız başı. Gel gör ki hali perişan: hijyen hak getire; beslenme desen pek nadir; sosyal hayat söz konusu bile değil. Sadece bilim aşkı (püfff), azim (püüffff), cefa (püüüffff), sabır ve fedakârlık (püüüüffffff)…

BOOOM! Balon patladı.

Sanki her başarılı akademisyenin yalnızlık içinde kıvranması gerek. “Delirmemiş deha, deha değildir” diye kanaat getirmişiz. Hiç olur mu yahu? Aksine akademisyenler bayağı sosyal mahlûklar. Hatta pek çok araştırmacı birkaç grupla birden çalışıyor. Üstelik bu gruplar aynı ülkede bile değiller. Bu sayede birbirlerini tamamlayan insanlar bir araya geliyorlar. Haliyle bir konuda araştırmaya herkesten bir adım önde başlayabiliyorlar. Açıkçası çığ gibi büyüyen çalışmalara tek başına yetişmek her geçen yıl güçleşiyor. 

Bizim ne eksiğimiz var? Pekâla biz de ortamlara akabiliriz.

Başlangıç

Çalışacak ortak bir konu belirlemek görece kolay. Sunumunu dinlediğiniz ya da makalesini okuduğunuz birine aklınıza gelen fikri çıtlatabilirsiniz. Bakarsınız onun da aklına yatar. Alın size gayet güzel bir başlangıç.

Ben asıl sonrasını çok önemsiyorum. Yani ilk adımdan sonra, düşünülen fikrin somutlaştırılması. Öyle yazışarak ya da ayaküstü konuşarak insan kolay kolay bir yere varamıyor. İki taraftan birinin oturup, akıldakileri bir taslağa dökmesi mühim. O taslak zaman içinde evrilip birlikte çalıştığınız metin haline geliyor.

Kilit sorulara ulaşana kadar yazışmalar ya da telekonferanslar ile bayağı yol kat edilebilir. Ardından bir-iki haftalık bir buluşma ayarlamak güzel fikir. Zaten pek çok insan kısa süreliğine farklı bir yerlere kaçmayı sever. Türkiye de gayet iyi bir seçenek. İkinci toplantıya da siz gidersiniz; hop, bir bakmışsınız çalışma iyiden iyiye toplanıvermiş.

Başkalarıyla -hele bunlar sizden daha tecrübeli araştırmacılarsa- çalışma fikrinin cesaret işi olduğunu kabul ediyorum. Ancak böyle bir girişimin daha çok çalışmak için oldukça iyi bir motivasyon yarattığı kesin. Kendini uluslararası arenada ispat etmeye zorlamak, araştırmaya faydası dokunan, başlı başına öğretici bir süreç.

Tutkal

Benim başka bir numaram daha var. O da doktora öğrencilerimi eğitimleri sırasında bir süreliğine yurt dışına gitmeleri için teşvik etmek. Üstelik sadece tanıdığım insanların yanına gitmiyorlar. Çalıştıkları konuda önde gelen insanlarla yazışıyoruz. Hele konuları karşı tarafın ilgisini çekerse, bu görüşmeler çoğu zaman olumlu geçiyor. Hem neden olmasın? Düşünürseniz herkes için oldukça kazançlı bir teklif. Doktora öğrencisi için başka bir araştırma ortamına adım atmak, asistanlık yükünden kurtulup, tezine konsantrasyon olacağı bir süreç demek. Hocalar içinse, arada tutkal görevi gören ve tabii asıl işi götürecek, bir doktora öğrencisi ile sonuç odaklı bir çalışma demek. Ayrıca böyle bir çalışma, uzun vadede başka ortaklıkların önünü açabilir.

Ve bu ortaklıkların önemli bir yanı daha var. Akademide de peynir gemisi basbayağı tanışıklık ile yürüyor. Yarın bir gün o insanlardan biri, sizin için referans yazıyor. Ya da hazırladığınız projeyi değerlendirecek hakemlerden biri oluveriyor. O zaman işin rengi birden değişiyor. Sizi kayırıyorlar demiyorum. Ancak yaptığınız işleri bilmeleri, sizi tanımaları sayesinde, özellikle inisiyatiflerine bırakılmış konularda, olumlu görüş bildirmeleri kolaylaşıyor.

Finansman

Pek güzel de, gitmeli-gelmeli bu planların parası nereden bulunacak? Öncelikle yazdığınız projelerdeki seyahat kalemlerini kullanabilirsiniz. Bazı üniversitelerin de öğretim üyeleri için ayırdıkları bütçeler olabiliyor. Onlar kısıtlı ya da yok derseniz dışarıdaki kaynaklara bakalım. TÜBİTAK konuk bilim insanlarını ülkemizde ağırlamak için destek veriyor. Benzer şekilde yurt dışı ziyaretleri için de başvuracağınız programlar var. İki tanesi gayet uygun; doktora sırasında ya da doktora sonrasında alınabiliyorlar. Ayrıca Erasmus akademik değişim programlarından yararlanmak için üniversitenize başvurabilirsiniz. Yurt içi ziyaretleri içinse Erasmus benzeri Farabi Değişim Programı denenebilir.

Bu arada ziyarete gitmek ya da konuk ağırlamak için yaz iyi bir zaman. O dönemde üniversite kampüsleri oldukça müsait oluyorlar. Konuk evleri, yatakhaneler ya da lojmanlar kolaylıkla denenebilir. Üstelik oldukça da hesaplı olur. Ayrıca yaz döneminde insanın nispeten daha az işi oluyor. Ziyaretçisine ve çalışmaya daha fazla zaman ayırabiliyor. Bir tanedir yaz.

İmece usulü” üzerine 3 yorum

  1. Geri bildirim: O aradığınız aday benim | BOL BİLİM

  2. Geri bildirim: Bol Bilim bir yaşında | BOL BİLİM

  3. Geri bildirim: Yurt dışında doktora yapmak şart mı? | BOL BİLİM

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s