Sen, ben, hepimiz (ve 2017)

Geçtiğimiz sonbaharda Nesin Matematik Köyü'nde ders verdim. Benim için farklı açılardan harika bir tecrübe oldu. Bir kere bildiğim birkaç şeyi başkalarına anlatma fırsatı buldum. Bir yandan da diğer dersleri dinledim. Bir sürü şey öğrendim.Yaklaşık 40 kişiydik; öğrenciler, öğretim üyeleri ve endüstride çalışanlar. Dört günlük bu maraton hepimizi bir araya getirdi. Kaynaştık. Ayrıca elde edilen gelir ile Nesin Matematik Köyü'ne bir katkımız … Okumaya devam et Sen, ben, hepimiz (ve 2017)

Komut satırını kullanmaya bir başlangıç

Dün gece, insanları komut satırını kullanmaya özendirmek için başlangıç seviyesinde bir yazı toparladım. Özellikle öğrencilerim daha çok Linux ve komut satırı kullansınlar istiyorum. Bu sayede çabucak bir dosyaya bakabilirler, işletim sistemini kurcalayabilirler ve düzenli yaptıkları işleri kısa betiklerle hızlıca otomatik hale getirebilirler. Aslında bunlardan da daha önemlisi kullandıkları bilgisayara biraz daha fazla hakim olurlar. Uzun zamandır "Araçlar" başlığı altına … Okumaya devam et Komut satırını kullanmaya bir başlangıç

Gör, duy, konuş

Cinsel taciz var. Cinsel taciz gerçek. Cinsel taciz yaygın. Keşke daha çarpıcı yazabilsem. "Kadınlar aynı alanda erkeklere göre kendilerini daha güvensiz hissediyorlar." Bu cümleyi okuduktan sonra "Eh herhalde yani," diyerek gözlerinizi devirdiniz mi? Tekrar tekrar okuyun. Cümlenin korkunçluğu insanı yavaş yavaş sarıp boğuyor. Konuşmuyoruz. Oysa çok konuşmamız gerek. Daha çok. En çok da üniversitede. Kampüs bir … Okumaya devam et Gör, duy, konuş

Sabunlamadan, şişirmeden

Her geçen yıl, bir önceki yıla göre daha çok makale yazılıyor. Bizde de, dünyada da durum bu. Şaşırmamak gerek. Bir kere araştırmacıların üzerindeki baskılar arttı. Onun için ufak-büyük demeden her çalışmayı makaleye çevirmek için muazzam bir çaba var. Bu çabanın üzerine bir de kolayca veri toplanmasını ve süratleri gün be gün artan bilgisayarları koyun; resim kendiliğinden tamamlanır. Bol araştırma, … Okumaya devam et Sabunlamadan, şişirmeden

Projeni yaz, desteği kap

Kapalım tabii. Araştırma projelerini desteklemek için dünya kadar kaynak ayrılmış durumda. Avrupa Birliği fonlarını düşünün mesela. Türkiye payına düşeni tıkır tıkır yatırıyor. Gel gör ki, diğer ülkelere göre bizden yapılan başvuru sayısı çok az. Hadi Avrupa'yı bir anlığına geçelim. Ya TÜBİTAK? Orada da durum istenilen düzeyde değil. Oysa pek çok farklı destek var. Ne duruyoruz hocalar? ... Sabah kalkınca ilk … Okumaya devam et Projeni yaz, desteği kap

Upuzun kısacık yaz

Yaz... Bir akademisyenin 60 hafta olarak hesapladığı zaman dilimi. Bir ton iş yaza bırakılmıştır. Makalelerin toplanması, yeni bir konu öğrenme, okunacak yüzlerce çalışma, ders notlarının gözden geçirilmesi. Kaba hesapla 75 haftalık iş. Bir de konferanslar var tabii. Her şey dahil inek tatili. Ben de bir konferanstan yeni döndüm. Üç yılda bir yapılan, çalıştığım alanın en önemli … Okumaya devam et Upuzun kısacık yaz

Araştırma buraya, eller havaya: Bir konferans hikayesi

Mayıs'ın ilk haftasında, benim araştırma konumdaki en büyük konferans olan, Autonomous Agents and Multiagent Systems (AAMAS) konferansını İstanbul'da yaptık. (Aslında nisan ayından beri BolBilim'de de İlker'in gerisinde kalmamın sebebi budur. Arayı haziranda kapatacağım.) Konferans taze bitmişken, şöyle başından itibaren hangi aşamalardan geçtik, neler iyi gitti, nelere dikkat etmek lazım bir kayıt tutmak istedim. Teklif verme … Okumaya devam et Araştırma buraya, eller havaya: Bir konferans hikayesi

İmece usulü

Kağıtlarla dolu bir masa ve o masada yıllardır aynı problemi çözmeye çalışan bir profesör. Azıcık aşı, kaygısız başı. Gel gör ki hali perişan: hijyen hak getire; beslenme desen pek nadir; sosyal hayat söz konusu bile değil. Sadece bilim aşkı (püfff), azim (püüffff), cefa (püüüffff), sabır ve fedakârlık (püüüüffffff)... BOOOM! Balon patladı. Sanki her başarılı akademisyenin yalnızlık içinde kıvranması gerek. "Delirmemiş … Okumaya devam et İmece usulü