Aynı yolun yolcuları

Bu bir dayanışma yazısı. Ve bir dayanışma yazısının yazılabileceği en güzel güne, yani haziran başına, denk getirilmiş bir yazı.


Koyu bulutlar

Seveni de var tabii. Ama hava bulutlu, karanlık olunca keyfim iyice kaçar. Herhalde onun için bu ara başlığı, araştırmanın o zorlu günlerine uygun buldum. Hani kafanın hiç basmadığına inandığın, bunları niye yapıyorum diye sorguladığın, herşeyin anlamsız olduğuna kanaat getirdiğin günler… Oy! Çok fenadır öyle günler.

Uzman olmadığım muhakkak ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Yalnız değilsiniz. İlerleyen dönemlerde de olabilir elbet, fakat en sık yüksek lisans ya da doktora yaparken böyle sarsılıyor insan. Bugüne kadar şöyle hakkıyla dibe vurmayan birini pek görmedim. Tek başına boğuşup, hırpalamayın kendinizi. Büyüklerin bir bildiği var. Ara verin; dışarı çıkın. Arkadaşlara dert yanın. Yeter ki yalnız kalmayın.

Bir de inat etmeyin. İnat dedim çünkü kendimden biliyorum. Takıntı konusunda benim diyenle kapışırım:

  • Bir makalenin ortasında bir yere saplanıyorum. Tekrar tekrar aynı satırları okuyorum. Anlamıyorum. Kağıt kalem çıkarıyorum. Yazıyorum, çiziyorum; yine anlamıyorum. O ana kadar iş inada binmiş oluyor.  Oysa makalenin kalanını okusam ya da şimdilik bir kenara atıp sonra tekrar baksam sorun kalmayacak. Hem belki de yazar olacak namussuz kötü yazmıştır? Yok hayatta olmaz; illa anlayacağım. İşte o noktadan sonra zekâmla başlayarak tüm eğitim hayatımdan şüphe etmeye başlıyorum.
  • Yeni bir konuya merak saldım diyelim. Onlarca kitabı önüme diziyorum. Önce biriyle başlıyorum. Bir yeri tam anlamıyorum; diğer kitaba geçiyorum. O da aklıma yatmazsa, hop öbürüne. Kitaplar arasında dolanıyorum. Dolandıkça batıyorum. Biraz sabredip, tek kitapta ısrar etsem ağır ağır da olsa konuyu öğreneceğim. Hayır, şiar belli: Daha iyi anlatan, henüz bakmadığın kitaptır.
  • Bir probleme takılmışım. Sayfalar dolusu not alıyorum. Saatler geçiyor. Artık abidik gubudik teorilere bile bakıyorum. Olmuyor. Sonra bir telefon geliyor ya da toplantıya gidiyorum. Dönüşte kağıda bir bakıyorum basit mi basit bir çözüm önümde duruyor. Sevinmeliyim değil mi? Nerdeee?.. “Yahu bunu ben nasıl göremedim,” diyerek dertleniyorum.

Bırak uzmanlığı, böyle raporlukken kimseye dert anlatmaya ehil miyim ondan bile emin değilim. Ama duygudaşlık, ya da daha doğrusu, ızdırapların kardeşliği insana iyi gelebilir sanki.

Hırs da yiyor insanı elbet. “En iyi makaleyi, en şahane tezi ben yazmalıyım. Nobel de verirlerse geri çevirmem.” İşler öyle ilerlemiyor maalesef. Pek çoğumuz minnacık bir katkı yapıyoruz bilime. Bazıları bu ufak katkı ile yola çıkıp büyük bir madene rastlıyorlar. Umarım onlar gibi tezgahı doğru yere açan şanslılardan biri olursunuz. Ama yüzdeler düşük, bilesiniz.

Uzaklar

Yukarıda yazdıklarım, memleketten uzakta olunca başka bir boyuta taşınıyor. Aranızda orada daha yalnız olduğunu düşünenler var; biliyorum. Ailenizi, arkadaşlarınızı sık sık arayın. Artık kolay nasıl olsa. Burada sizin düşündüğünüzden daha yavaş değişiyor insanlar. İnanın. Yokluğunuzu fırsat bilen arkadaşların sürekli parti verdikleri falan da yok. Hele büyük şehirlerde yaşayanlar. Anca siz Türkiye’ye geldikçe birbirlerini gördüklerine eminim.

Ha bir de oradan Türkiye’yi takip etmek var. Facebook bulvar komedisi gibi bir yer neticede. Kimse o kadar mutlu ya da mutsuz değil anacığım. Olamaz da. Bir kere eşyanın tabiatına aykırı öyle duygu seli.  Ayrıca ülke de oralardan gözüktüğü kadar kötü değil. Biz içindeyiz de orada biliyorum. Twitter’da kan kusup, hayatımıza devam ediyoruz. Size de maalesef tersimiz denk geliyor hep.

Tüm bunları yazdım ama yanlış anlaşılmak da istemem. Kimsenin sıkıntılarını hafife almıyorum. Her insanın derdi kendine büyük. Öyle zaman olur ki ne dostluk, ne de mizah dağıtabilir kara bulutları. O zaman profesyonel destek en doğrusu. İhmale gelmez.

Bazen de en yakınınızdaki elinizi uzatmanızı bekliyordur. Kim bilir? Ofis arkadaşlarınız, öğrencileriniz, hocalarınız… İhtimamla çok yol alıyor insan. Kendinize mukayyet olun olmasına ama etrafınızdakileri de kollayın. Zaten ne olursa olsun, en güzeli birlikte direnmek. Hep birlikte.

Aynı yolun yolcuları” üzerine 2 yorum

  1. Geri bildirim: Bol Bilim bir yaşında | BOL BİLİM

  2. Geri bildirim: Nedir bu doktora? | BOL BİLİM

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s