Birkaç kişi makale yazdınız. Peki ya isim sırası nasıl olacak? Nazik konu. Bir yandan profesyonelce yaklaşmak istersin; bir yandan işin içine arkadaşlık girer. Ya da bilemedin, hoca-öğrenci, doçent-profesör gibi kıdem mevzusu ortaya gelir. Kim daha çok katkı yaptı diye baksan, bu işin terazisi yok ki ölçesin. Diyorum ya nazik konu. Madem eş yazarlardan bahsediyoruz. Bu haftaki … Okumaya devam et İsim sırasının lafı olur
Adım adım lisansüstü
Bol Bilim'de bir birikim oluşmaya başladı galiba. Baksanıza bir devam yazısına giriştim. Vay vay... Pınar en son yazısında lisansüstü* yapmak için nedenleri sıralamıştı. Ben de ilk akla gelen soruları sorayım dedim: "İyi ama nasıl? Nerede? Kiminle? Ya sonrası?" Hoca Lisansüstü yapmaya karar veren pek çok insan önce üniversite seçmeye odaklanıyor. Ve üniversite ismine o kadar büyük bir paye biçiyorlar ki, isimden daha önemli noktaları atlıyorlar. … Okumaya devam et Adım adım lisansüstü
Yüksek lisans yapmak için beş neden
Malum, mevsim yüksek lisans için başvurma mevsimi. Bir çok üniversite nisan başından beri, başvuruları alıyor; şimdilerde ise birçok yerde bilim sınavları ya da mülakatlar oluyor. Lisanı daha yeni bitirmekte olan bir çok öğrenci de kara kara düşünüyor: Ben bu musibeti yapmalı mıyım? Lisans eğitimi bir çok bölümde ilk üç yılda çok tek düze gidiyor. Benim … Okumaya devam et Yüksek lisans yapmak için beş neden
Teori nasıl mı yapılır?
Teoriyi sevelim, sevdirelim istiyorum. Keşke söylemeyle olsa. İyisi mi bu işi erbabından dinleyelim. Yıllar sonra Cem Say hocadan bir kez daha ders almanın tadına doyulmaz benim için. Şöyle kenara kayın. Sevgili dostum İlker hoca benden Bol Bilim için "teorik konularda nasıl çalışılır" konulu bir yazı istediğinde aklıma şu ünlü "Teorik olarak teoriyle pratik arasında fark … Okumaya devam et Teori nasıl mı yapılır?
Aynı yolun yolcuları
Bu bir dayanışma yazısı. Ve bir dayanışma yazısının yazılabileceği en güzel güne, yani haziran başına, denk getirilmiş bir yazı. Koyu bulutlar Seveni de var tabii. Ama hava bulutlu, karanlık olunca keyfim iyice kaçar. Herhalde onun için bu ara başlığı, araştırmanın o zorlu günlerine uygun buldum. Hani kafanın hiç basmadığına inandığın, bunları niye yapıyorum diye sorguladığın, … Okumaya devam et Aynı yolun yolcuları
Araştırma buraya, eller havaya: Bir konferans hikayesi
Mayıs'ın ilk haftasında, benim araştırma konumdaki en büyük konferans olan, Autonomous Agents and Multiagent Systems (AAMAS) konferansını İstanbul'da yaptık. (Aslında nisan ayından beri BolBilim'de de İlker'in gerisinde kalmamın sebebi budur. Arayı haziranda kapatacağım.) Konferans taze bitmişken, şöyle başından itibaren hangi aşamalardan geçtik, neler iyi gitti, nelere dikkat etmek lazım bir kayıt tutmak istedim. Teklif verme … Okumaya devam et Araştırma buraya, eller havaya: Bir konferans hikayesi
İmece usulü
Kağıtlarla dolu bir masa ve o masada yıllardır aynı problemi çözmeye çalışan bir profesör. Azıcık aşı, kaygısız başı. Gel gör ki hali perişan: hijyen hak getire; beslenme desen pek nadir; sosyal hayat söz konusu bile değil. Sadece bilim aşkı (püfff), azim (püüffff), cefa (püüüffff), sabır ve fedakârlık (püüüüffffff)... BOOOM! Balon patladı. Sanki her başarılı akademisyenin yalnızlık içinde kıvranması gerek. "Delirmemiş … Okumaya devam et İmece usulü
Önce bölüm, sonra fakülte… En sonunda tüm üniversite!
Herhangi bir üniversiteden bir bölümü seçin. Çok yüksek olasılıkla, aşağıdaki görüntülerden en az biriyle karşılaşacaksınız: Bölümün ayaklı tarihi bir hoca. Her dönem yılmadan aynı dersleri vermiş. Virgülüne 15 yıl önce dokunduğu notlarını kullanmaya devam ediyor. Bilmem kaçıncı baskısı çıkan kitabın hâlâ ikinci baskısından ders anlatıyor - ki ilk baskı İskenderiye Kütüphanesi'nde yanmış. Ödev soruları da … Okumaya devam et Önce bölüm, sonra fakülte… En sonunda tüm üniversite!
Ne! Çocuk mu?
Akademisyenliğe beline kadar batmış herkesin bildiği gibi akademisyenlerin hayatı oldukça düzensiz. Bazen oturur saatlerce çalışırsın, yaptığın iş hiçbir yere varmaz. Bazen en olmadık yerde aklına bir şey gelir, unutmamak için ne yapacağını bilemez, apar topar bir kağıt kalem bulup not alırsın. Bazen bir makaleyi göndermenin son gününden önce insanlıktan çıkar gece gündüz çalışır, başka bir … Okumaya devam et Ne! Çocuk mu?
Unvanınızı nasıl alırsınız?
2006 senesi olmalı. İşe başlayalı henüz iki yıl bile olmamış. Ders verdiğim sınıfta, benden hemen önceki saat Erdal İnönü'nün. Fizik profesörü, eski başbakan yardımcısı. Dersinin sonunda öğrenciler yanına gidiyor, birşeyler soruyorlar. Kapıda beni görünce geç kaldığını anlıyor; bana dönüp "Afedersiniz," diyerek tahtayı silmeye davranıyor... Bu görüntü hiç aklımdan çıkmadı. Erdal İnönü gibi hocalar üniversiteyi üniversite … Okumaya devam et Unvanınızı nasıl alırsınız?