Akademik kariyeriniz kaç karış?

Akademisyen olmayı ilk düşündüğüm yıllarda, sevdiğim bir hocam bana, “Mutlaka akademisyen ol. Sabahtan derslerini verirsin, saat 2'de eve döner, ev işlerini halledersin” demişti. Sanırım, ev işlerini halletmenin kadınların yükümlülüğü olduğu zamanlardı. Akademisyenlerin yükümlülüğünün ise sadece ders vermek olduğu zamanlar... Oysa şimdi, araştırma yapmak, araştırma sonuçlarından yayın çıkarmak, ve bunların başkaları tarafında görülmesini sağlamak akademik kariyerin … Okumaya devam et Akademik kariyeriniz kaç karış?

Projeni yaz, desteği kap

Kapalım tabii. Araştırma projelerini desteklemek için dünya kadar kaynak ayrılmış durumda. Avrupa Birliği fonlarını düşünün mesela. Türkiye payına düşeni tıkır tıkır yatırıyor. Gel gör ki, diğer ülkelere göre bizden yapılan başvuru sayısı çok az. Hadi Avrupa'yı bir anlığına geçelim. Ya TÜBİTAK? Orada da durum istenilen düzeyde değil. Oysa pek çok farklı destek var. Ne duruyoruz hocalar? ... Sabah kalkınca ilk … Okumaya devam et Projeni yaz, desteği kap

Her şey detaylarda gizli…

İnsan bir araştırma yaparken, yaptığı işle ilgili birçok bilgiyi aklında tutuyor. Birisi sorsa, pat pat söyleyebilir halde: - Alfayı neden 0.2 almıştım? - Çokça sayı denemiştim; en iyisi buydu. - Peki beta neden 0.8? - Çünkü 1'e yakın olsun ama çok da yakın olmasın demiştim---aklıma ilk o gelmişti. - Benzetimleri kaç kere tekrarlamıştım? - Önce … Okumaya devam et Her şey detaylarda gizli…

İç ses, dış ses

Raporlar, hakemler ve cevaplar üçlemesinin son yazısı. İlk yazıda hakem raporu yazmaktan bahsetmiştim. İkinci yazıda Pınar, hakemlerden gelen raporları nasıl göğüslediğini anlatıyordu. Bu yazı ise, istenen düzeltmeleri yaptıktan sonra hakeme yazılacak cevap üzerine. Normal şartlarda bir cevap mektubu yazmak çok zor olmasa gerek. Fakat bu mektup biraz farklı; daha doğrusu çok kıvrımlı. Biraz hakeme hak verdiğiniz, az biraz dirsek … Okumaya devam et İç ses, dış ses

Ben makalelerin kabul edilebilme ihtimalini sevdim!

Bir makaleyi toplayıp, bir dergiye gönderdikten sonra, makalenin değerlendirme süreci başlıyor. Bu süreç dergisine ve alanına göre değişir ama genelde şu şekilde işliyor. - Makaleyi dergi tarafında, derginin editörü karşılıyor. Makaleyi bazen dikkatli okuyarak, bazen kabaca bakarak, makaleyle ilgili iki şeye karar veriyor. 1) Bu makale bu dergi için uygun mu? 2) Bu makale, bu … Okumaya devam et Ben makalelerin kabul edilebilme ihtimalini sevdim!

İyi hakem, kötü hakem

İtiraf edeyim; ben bu hakemlik işine biraz mesafeliyim. Hayır, bilimsel bir çalışmanın sıkı bir değerlendirme sürecinden geçmesi gerektiğini biliyorum. Yine de onca zamanımı verdiğim makaleye hakemlerin insafsız eleştirileri gelince moralim bozuluyor. Oysa yıllar içinde envaiçeşit ret almış biri olarak bağışıklık kazandığımı sanıyordum. Heyhat! Her hakem de izansız değil tabii. Kötüsü varsa, çok çok iyisi de var.  Hatta öylesi var … Okumaya devam et İyi hakem, kötü hakem

İsim sırasının lafı olur

Birkaç kişi makale yazdınız. Peki ya isim sırası nasıl olacak? Nazik konu. Bir yandan profesyonelce yaklaşmak istersin; bir yandan işin içine arkadaşlık girer. Ya da bilemedin, hoca-öğrenci, doçent-profesör gibi kıdem mevzusu ortaya gelir. Kim daha çok katkı yaptı diye baksan, bu işin terazisi yok ki ölçesin. Diyorum ya nazik konu. Madem eş yazarlardan bahsediyoruz. Bu haftaki … Okumaya devam et İsim sırasının lafı olur

Yazan-çizenler için program külliyatı

İster Antarktika'da yavru fokları inceleyen bir doğa bilimci olun, ister elinde tebeşirle teoremler yazan bir matematikçi. Önünde sonunda bir bilgisayarın başına geçmeniz gerekiyor. Alanlarımıza özel programlar kullandığımız doğru. Ancak olay rapor yazmaya, grafik çizmeye ve biraz da hesap yapmaya gelince aslında çoğumuz aşağı yukarı benzer işlerle uğraşıyoruz. Nerden başlayacağım diye düşünürken açtım bilgisayarımı, yüklediğim programlara … Okumaya devam et Yazan-çizenler için program külliyatı

Kısa yazmak için uzun zaman

“I didn't have time to write a short letter, so I wrote a long one instead.” Mark Twain‡ İki haraketle dünyaları anlatan, şakanın bile eşeğini icat etmiş bir ulusuz biz. Fakat iş yazmaya gelince durum birden değişiyor. Yazanın içinden bir Proust çıkıveriyor. Cümle bir başlıyor, bir paragraftan aşağı bitmiyor. Ağdalı mı ağdalı, ciddi mi ciddi … Okumaya devam et Kısa yazmak için uzun zaman