Durma, durdukça gündem seni yenecek

lucky-luke-sunset-400x120

Bazen Red Kit gibi güneşi erkenden batırmak istiyor insan. Eh, bu gündemle o kadarcık olsun. Neyse ki daha çok bölüm var… (resim)

Yandaki haberi ve ardından olanları bazılarınız okumuştur. Ünlü sanatçı ülkeden ayrılmak istediğini açıklamış. Sanatçı kim bilemiyoruz çünkü haberi verenler resmi buzlamışlar. Klasik numara. Resmi görmek istersen tıklayacaksın, onlar da okunma ger_dep_makarasayılarını artıracaklar. Buraya kadarı alıştığımız şeyler. Yeni normalimiz. Bir de haberin altına yazılan yorumlar var: Kaba saba bir dille “yürü git” demeler, küçümsemeler, yakası açılmamış küfürler…

Meğer gitmeyi planlayan sanatçı Gérard Depardieu imiş. Kızılca kıyamet koptu tabii. Pek çok insan, bir haberi doğru dürüst okumadan yorumlarını saçan bu ördekleri makaraya sardılar. Gülündü, eğlenildi. 

Benimse canımı çok sıktı. Resimdeki Depardieu değil de, ülkedeki bir sanatçı olsa bu vandallık bahse değer görülmeyecekti. Muhtemelen başka bir trol hezeyanı denilip geçilecekti. Böyle tepkilerin verdiği zararı belki cılız birkaç sesten duyacak, ertesi güne hiçbir şey olmamış gibi uyanacaktık.

Bir başka normalimiz de bu oldu galiba. Vay halimize!

Giderler

Ülkenin okumuşlarından; sanatçılarından, bilim insanlarından istediğimiz bu mudur gerçekten? Burada kalsınlar, kayıtsız şartsız ülkeyi sevsinler. Olur a yanlışa düşüp gitmeye karar verirlerse, sessizce dağılsınlar.

Çünküüüü bööyyük devletimizeee katiyen zararları dokunamaz!

Yok ya! Bal gibi de dokunur. Hem devlet dediğin nedir? Sen ben yahu. O insanlar giderler ve hepimiz kaybederiz. Sonra? Sonrası malum. Bir grup kaz kafalının iki satır-bir söz ile yaptıkları yıkıma şaşar kalırız.

Önce adını koyalım: Bu ülkedeki eğitimli insanların pek çoğu kolaylıkla yurt dışına gidebilirler. Hele genç olanlar. Ah, hele genç olanlar. Henüz tam anlamıyla kök salmadıkları bu topraklardan kolayca göçüverirler ve en verimli yıllarını oralarda geçirirler.

Kaldı ki giden de gider zaten. Gitmek için önüne gelenin ağzına geleni demesini mi bekleyecekler? Öyle basit bir çemkirme de değil bakın. Neredeyse vatan haini diye yaftalayacaklar. Düpedüz haksızlık. Hem de okkalısından.

Sanki kalmak kolaydı. Hadi diyelim kaldın. Ya çalışmak? O bile insanüstü bir gayret istiyor bu memlekette. Her şeyi altında ezen böyle bir gündem ile yaşamak çok mu kolay? Laboratuvarda ter döken bir biyoloğun karşısına zalim bir yoksullukla çıkarsanız, ya da tek bir problemi çözmek için yıllarını veren bir matematikçiye yıkıcı bir savaşla gelirseniz olacak şey belli; dağılırlar. Dağılıyoruz.

Ve şu soru, alabildiğine yakıcı değil de, olağan geliveriyor: “Tüm bunlar olurken bu problemi çözsem ne olur; bu deneyi bitirsem kaç yazar?”

Reçete

Beni alın mesela. Çoğu zaman ne yapacağımı bilemiyorum. Oysa kimin yanında olmak istediğimi biliyorum. Bu sıkışmışlık tüm enerjimi alıyor. Duruveriyorum. Ama sadece bir süreliğine. Çünkü artık bu ruh halini tanıyorum. Ve beni yokladığında, hemen kendime bir reçete yazıyorum.

Evet, şu an çalıştığım problem gündemi değiştirmeye yetmez. Ama beni tek tanımlayan şey de bu problem değil zaten. O probleme bakmak için harcadığım zaman ve yolda öğrendiklerimi nasıl azımsarım? Aksine, verdiğim tüm o emeğin birleşimi benim.

Öyle yalnız kovboy falan da değilim. Öğrendiklerimi başkalarına anlatıyorum, onlar da başkalarına. Yavaş da olsa taşları üst üste koyuyoruz işte. Benzer biçimde gündemi değiştirmek, güzel günler görmek için de yapılacak tek bir şey yok. Kaldı ki o yapılacaklar da kimsenin tekelinde değil.

Hem niye duruyorum? Vitesi küçültüp haklı gördüğüm mücadeleye ufak da olsa bir destek verebilirim. Sesimi seslerinin yanına koymaya çalışıyorum. Bu arada hâlihazırda yaptığım işi daha iyi yapmak için gayret etmek de pekâlâ kayda değer bir destek olmalı. Hangi mecrada faydam ve etkim daha çok olur, onun muhasebesini en iyi ben yapabilirim.

Nasıl daha çok ahlaka, dürüstlüğe ve barışa ihtiyacımız varsa; bunları daha az sanatla bilimle sağlayacak değiliz. Tam aksine daha çok bilim insanına, daha çok akla, daha çok cesura ihtiyaç var. Yoksa bu gündem denilen gulyabaniye yenileceğiz.

Psikolog bir arkadaşım bu durma eğilimini benden çok daha iyi ifade etti:  “İnsan perspektifini kaybediyor.”

Aman kaybetmeyelim. Aman!

Durma, durdukça gündem seni yenecek” üzerine bir yorum

  1. Geri bildirim: Bol Bilim bir yaşında | BOL BİLİM

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s