“Bir araştırma sorusu gelse

Ne varsa verse
Kalsa”*

Mühendislikte araştırma yapmanın en önemli amacı bir problemi çözmek. Bazen insan bir araştırma yapmaya zaten merak ettiği bir problemle başlar. Amaç o problemi çözmektir. Fakat, bazen tersi olur. Örneğin, doktora yapmaya başlarsın; birçok ders alırsın, teknik, yol, yordam öğrenirsin fakat hangi problemi çözeceğini bulamazsın. Hatta bazen o alanda okumadık makale kalmaz; kafalar davul olur, problem gelmez. Biraz bu ikinci kategori için yazıyorum bu yazıyı. O müthiş problem nasıl bulunur? Gerçekten müthiş olduğu nasıl anlaşılır?

Çözülmüş problemi daha iyi çözmek

Bir problemi bulmanın en kolay yolu, hali hazırda çözülmüş problemlerden başlamak. Bu aşamada, zaten belirli bir konuda çalışılmaya başlandığını varsayıyorum. Örneğin, konumuz Web’de bilgi aramak olsun. Önce şunu iyi anlamak lazım. Bu alanda neyi yapmayı biliyoruz? Bunu anlamak önemli çünkü zaten yapmayı iyi bildiğimiz bir şeyi baştan çözmenin bir manası yok. Mesela, bazı anahtar kelimeler yazarak arama yapmayı biliyoruz. Hatta bunu uzun yıllardır biliyoruz; Google gibi bunu yapan şirketler var. Burada yapılacak en kolay şey, yapılan şeyi sorgulamak. Bu aramanın kötü yaptığı, iyileştirilebilecek şeyler var mı?

Mesela yeteri kadar hızlı mı, hızlandırılabilir mi? Getirdiği bilgiler yeni mi?

Ya da bir aramayı yapmak için ne kadar bilgisayar gücü kullanıyor; daha azıyla yapılabilir mi? Getirdiği sonuçlar ne kadar iyi; bulamadığı ama bulması gereken sayfalar var mı, ya da bulmaması gereken sayfaları fazladan getiriyor mu?

Bu soruların hepsi yeni araştırma sorusuna götürecek sorular. Peki nasıl türettim bu soruları? Temel bir kural var. Bütün yapılmış araştırmaların sonuçlarına baktığımızda, bazı varsayımlar vardır. Yukarıda “arama yapmayı biliyoruz” dedim ama doğrusu şöyle “xx miktarda hesaplama kabiliyeti, yy kadar doküman, zz kadar zaman varsa dokümanların kk kelimelerine sahip olup olmadığını kontrol ederek arayabiliyoruz”. Bir önceki cümlede bir çok varsayım var. Herhangi bir varsayımı alıp, değiştirirseniz ortaya yeni bir problem çıkıyor. Örneğin, bahsedilen arama xx’den daha az hesaplama kabiliyeti kullanarak yapılabilir mi? Bir adım ötesi, yapılabilirse nasıl yapılabilir? Ya da, zz’den daha az zamanda sonuçları döndürebilir miyim? Başka bir açıdan bakınca da aslında problemi bu şekilde belirlemek, çözüp makale olarak yazmak için de kolaylık sağlıyor. Diyelim ki, hakikaten daha hızlı arayan bir yöntem bulduk. Makalede yöntemi anlattıktan sonra değerlendirme için hemen yapılacak iş, var olan yavaş yöntemle karşılaştırıp, bizimkinin daha hızlı yaptığını göstermek.

Bu varsayım kaldırma tekniğini ilk duyduğumdan beri, bir çok kişinin kullandığını duydum. Ve enteresanı, hayatın her alanı için işleyen bir kural. Örneğin, bir takvim programı yaptın, kullanıcı haftalık bilgilerini girince takvim bunları gösteriyor. Standart, her yerde gördüğümüz şey. Peki kullanıcı kendisi girmiyor olsaydı, bu takvim nasıl bunları bulabilirdi (Makine öğrenmesinin çıkışı). Ya da, bir veritabanında, vakit önemli değilse, yazılan sorgular direkt çalıştırılabilir. Fakat, daha kısa sürede yapılması şartsa, verilen bir sorgu nasıl daha kısada yapılabilir?

Yoktan problem bulmak

Bazen de yapılan işlere tamamen farklı bir pencereden bakmak gerekir. Var olan problem tanımları ister istemez insanı belirli şekilde düşünmeye iter. Problem zaten tanımlanmıştır çünkü. Bazen sıfırdan çözülmesi gereken problemin tespit edilmesi ve tanımlanması gerekir. Örneğin, Web’de arama yaparken anahtar kelimelerle aramaya çok alışmışız. Birçok kişi bunu sorgulamıyor bile. Bu şekilde aramayı daha iyi yapabilmek için yukarıda bahsettiğim şekilde versiyonlar üzerinde çalışıyorlar. Ama belki daha farklı bir şekilde arama yapabilirdik. Belki farklı bir dil kullanabilirdik, belki aranan kelimelerden çok, aradığımız durumla ilgili sıfatlar yazabilirdik, vb. Bu durumda, aslında var olan bir problemi değiştirmekten çok, probleme bambaşka bir pencereden bakılmış oluyor. Bu durumda, problemi baştan tanımlamak lazım. Yeni bir dile neden ihtiyaç var? Bu şekilde ne yapabileceğimizi düşünüyoruz? Anahtar kelimelerle arayamadığımız ne tür durumları arayabilmeliyiz? Bakın daha dilin ne olduğuna gelmedik. Yani çözümden bahsetmiyorum. Şu anda eğer böyle bir dil olacaksa, ne olacak bize ne getirecek diye kurguluyoruz. Bunu iyi kurgulayabilirsek, aslında bu bile başlı başına bir katkıdır. Önemli bir problem kurgulayabilirsek, bir çığır açıp insanların bu problemi çözmeleri sağlanabilir.

Bence problemler nasıl bulunursa bulunsun şu tamamiyle uydurduğum ÖYE özelliklerini sağlamalı:

Önemli olmalı: Ben bu problemi çözdüm dediğinizde, bunun dünyayı daha iyi bir yer yapacağı konusunda bir iddia yaratabilmelisiniz. Eğer çözdüğünüz problemin kimseye bir faydası yoksa, çözmüş olmanın bir esprisi yok.

Yapılabilir olmalı: Kendinize bir iyilik yapın ve doktora konusu olarak, insanların 50 yıldır çalışıp çözemediği bir problem seçmeyin. Doktora akademik çalışmanın sonu değil, başlangıcı. Önce daha yapılabilir, sonuç alabileceğiniz daha mütevazı kısmından başlayın.

Eğlenceli olmalı: Bir problemle uzun uzun çalışacaksınız. Aylarca çalıştıktan sonra, makale yazıp göndereceksiniz; uzun beklemelerden sonra umarım revizyon alacaksınız; tekrar ara verdiğiniz işin üzerinde çalışıp göndereceksiniz. Eğri oturup, doğru konuşalım: Yıllar geçecek. Eğer eğlenerek çalıştığınız bir problem değilse, insanın morali çok bozulabilir ve sürekli kendisinden ve probleminden kuşku duymaya başlayabilir. Özellikle, doktora sırasında konu ya da problem değiştirmek tüm süreci çok uzatabilir.

Problemin en iyisi olmaz. Doğrusu olmaz. Problem önemli ama daha önemlisi sizin o problemi nasıl çözeceğiniz. Yani, çözemediğiniz bir problem size yayın getirmez. Onun için doktora öğrencilerine tavsiyem, zamanınızın çoğunu problemi bularak değil, problemi çözerek geçirin. Umarım hepinize bir ÖYE problem gelir, kalır ve doktora verir.


*: Özdemir Asaf’ı anarak.

“Bir araştırma sorusu gelse” üzerine 4 yorum

  1. Pınar ve İlker hocalarım, blogu başından beri takipteyim aslında ama artık yorum yazmazsam olmayacak! Zira, son iki yazı özellikle, müthiş, bölümde tüm doktora öğrencilerine ilk önce bu iki yazıyı okuma zorunluluğu getirilmesini isteyeceğim 🙂
    sevgiler

  2. Geri bildirim: Teori Nasıl Mı Yapılır? | BOL BİLİM

  3. Geri bildirim: Bol Bilim bir yaşında | BOL BİLİM

  4. Geri bildirim: Nedir bu doktora? | BOL BİLİM

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s