Doçentlik sınavı sizden korksun

Eh öyle çok eğlenceli bir konu değil. Fakat bir şekilde bu konunun da Bol Bilim’de yazılması iyi olacak. Doçentlik sınavı, hazırlığı, jürisi, sunumu ve diğerleri.

Piyango bana vurdu…


Teknik olarak doktoranızı tamamlayıp, gerekli şartları sağladıktan sonra doçentlik unvanını almak için başvurabilirsiniz. Yani herhangi bir üniversitede yardımcı doçent olma zorunluluğu yok. Teknik olarak dedim çünkü yazılı olanlar sağlamanız gereken minimum şartları gösteriyor. Birçok alanda yazılı olmayan şartlar da var. Örneğin bazı profesörler yeterince ders vermiş olmanızı, yüksek lisans öğrencisi yetiştirmenizi bekliyorlar. Kendi alanınızdaki insanlara yazılı olmayan bu tür kuralları bir danışmanız yerinde olur.

Neyse başvuru için hazırsınız diyelim. Hemen çalışmalarınızı toparlamaya başlayın. Yeni düzenlemeyle birlikte yapılan başvuruların önemli bir kısmı artık elektronik ortamda kabul tumblr_mbvziuBhHV1r7dq39ediliyor. Şanslısınız; eskiden çıktı alıp, her jüri üyesine koca bir dosya gönderiliyordu. Bir manyaklık bitmiş oldu böylece.

Üniversiteler Arası Kurul başvuru malzemenizi değerlendirmek üzere profesörlerden oluşan bir jüri kuruyor. İlk aşamada jüri eserlerinizi inceliyor. Eğer jürinin çoğunluğundan (beşte üç ve üstü) geçer not alırsanız, ikinci aşama için sözlüye çağrılıyorsunuz. Gözünüz aydın! Bu arada jüri raporları size de iletiliyor. O raporlar bir nebze de olsa sözlü sınavda neler beklemeniz gerektiği hakkında bir fikir verecektir. Önemli.

Jürinin tamamından geçer not alamazsanız sakın dert etmeyin. Ben çok parlak adayların bile beşte beş yapamadığını biliyorum. Mesela son gittiğim jüride diğer hocaların aksine bir profesör olumsuz değerlendirme yapmıştı. Ancak sözlü günü aramızda konuştuk ve fikrinde biraz değişiklik oldu. Aday da hiç zorlanmadan geçti. Kısacası jürideki hocaların beklentileri farklı olabilir. Moral bozmanın faydası yok. Kendinize güvenin.

Sözlü sınavın başında jüri akademik yaşantınızı özetlemenizi isteyebilir. İyisi mi yaptığınız işleri öne çıkaracak şekilde, üç-beş dakikalık bir tanıtım düşünün. Böyle bir hazırlık ile başlamak, heyecanınızı yenmenize de çok yardımcı olacaktır. Yayınların gönderilmesi ile sözlü sınav arasında aylar geçiyor. Bu zaman zarfında özgeçmişinize yeni eklenenler olabilir. O durumda güncel özgeçmişinizden birkaç kopyayı alıp sözlü sınavda yanınızda götürün. İsteyen jüri üyesi olursa verirsiniz.

Ve sıra nazik sorularda. Sözlüye hazırlanmalı mı? Lisans derslerini tekrar etmeye gerek var mı? Jürideki hocaların yayınlarına çalışayım mı? Bana kalsa bu soruların tamamının cevabı hayır derim. Kendi çalışmalarınıza ve o konulardaki literatüre göz atmanız kafi gelmeli. Fakat çoğu hocaya maalesef bu yetmiyor.

Bazı hocalar ders çalışma konusunu fazla ciddiye alıyor. Neden derseniz, benim anladığım temel sebep şu: “Doçent olacak biri, başvurduğu alanın geneli hakkında bilgi sahibi olmalı.” Jüri üyelerini sağa sola sorarsınız zaten. Eğer böyle bir fikre sahip kimse olduğundan şüphelenirseniz temel konulara bakmanız gerekecek. Üzgünüm.

Jürideki hocaların yayınlarına bakmaya gelince, bu kesinlikle iyi bir strateji. Bazı hocalar, sizin çalışmalarınızla kendi çalışmaları arasında ilgi kuracaklardır. Hatta doğrudan aynı alanda çalışıyor olabilirsiniz. O durumda sözlü sırasında ucu açık sorular ile nasıl akıl yürüttüğünüzü görmek isteyebilirler. Panikle soruyu ıskalamak yerine, öncesinde yayınların üzerinden geçiverin. Bu sayede konuşmayı siz yönlendirebilirsiniz. Ama abartıp çok çalışmanıza gerek yok. Kendinizi gereksiz yere strese sokmayın. O kadar stres de ters tepebilir sonra.

Sıra geldi hocaların sorularına. Alandan alana değişir ama genelde her hocanın iki ya da üç soru sorduğunu düşünebilirsiniz. Sakin biçimde soruları yanıtlayın. Eğer bilmiyorsanız, mutlaka belirtin. O durumda soruyu soran hoca yardım edebilir. Zaten bazı soruların kesin cevapları olmayabiliyor. Hatta bazı hocalar soruyu o esnada düşündükleri için açık ifade edemiyorlar. Anlamadıysanız sorun. Bakarsınız birlikte cevaplarsınız.

Doçentlik sınavı üzerine bir sürü korku hikâyesi dinlemiş olanlarınız vardır. Çoğu da doğrudur. Ancak biz hep kötü tecrübeleri dinliyoruz. Bir sürü insanın da sınavı gayet olumlu geçiyor. Mesela benimki. Jürinin neredeyse tüm soruları çalışma konularım ile ilgiliydi. Bir soruda hocanın istediği cevap muğlaktı. Ben de tam yanıtlayamadım. Bir baktım diğer hocalar da konuşmaya katıldılar. Onlar kendi ararlarında tartıştı; ben de kenardan dinledim. Heh he. Gerçekten. Umarım sizin sınavınız da iyi geçer. Unvanı alınca haber edin, Bol Bilim’den duyuralım.

 

Son bir şey daha diyeyim mi? Ben merkezi sistemle yapılan bu doçentlik sınavına külliyen karşıyım. Bu konuda yalnız olmadığımı da biliyorum. Ama maalesef bizi dinleyen yok. Onun için el mecbur bu deveyi bir süre daha gütmek gerekiyor. Umarım sizler ilerde bu sınavı kaldırır, sorumluluğu üniversitelere verebilirsiniz. Size güveniyorum.

Doçentlik sınavı sizden korksun” üzerine bir yorum

  1. Çok teşekkür ederim. Doçentlik dosyami verdim ders çalışmaya baslayamadim henüz. Verdiğiniz bilgiler oldukça faydalı ve rahatlatıcı oldu. Emeğinize sağlık.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s