Durma, durdukça gündem seni yenecek

Yandaki haberi ve ardından olanları bazılarınız okumuştur. Ünlü sanatçı ülkeden ayrılmak istediğini açıklamış. Sanatçı kim bilemiyoruz çünkü haberi verenler resmi buzlamışlar. Klasik numara. Resmi görmek istersen tıklayacaksın, onlar da okunma sayılarını artıracaklar. Buraya kadarı alıştığımız şeyler. Yeni normalimiz. Bir de haberin altına yazılan yorumlar var: Kaba saba bir dille "yürü git" demeler, küçümsemeler, yakası açılmamış küfürler... Meğer gitmeyi planlayan sanatçı Gérard … Okumaya devam et Durma, durdukça gündem seni yenecek

İyi hakem, kötü hakem

İtiraf edeyim; ben bu hakemlik işine biraz mesafeliyim. Hayır, bilimsel bir çalışmanın sıkı bir değerlendirme sürecinden geçmesi gerektiğini biliyorum. Yine de onca zamanımı verdiğim makaleye hakemlerin insafsız eleştirileri gelince moralim bozuluyor. Oysa yıllar içinde envaiçeşit ret almış biri olarak bağışıklık kazandığımı sanıyordum. Heyhat! Her hakem de izansız değil tabii. Kötüsü varsa, çok çok iyisi de var.  Hatta öylesi var … Okumaya devam et İyi hakem, kötü hakem

Upuzun kısacık yaz

Yaz... Bir akademisyenin 60 hafta olarak hesapladığı zaman dilimi. Bir ton iş yaza bırakılmıştır. Makalelerin toplanması, yeni bir konu öğrenme, okunacak yüzlerce çalışma, ders notlarının gözden geçirilmesi. Kaba hesapla 75 haftalık iş. Bir de konferanslar var tabii. Her şey dahil inek tatili. Ben de bir konferanstan yeni döndüm. Üç yılda bir yapılan, çalıştığım alanın en önemli … Okumaya devam et Upuzun kısacık yaz

Sakin şampiyon

Yazının başlığını "Genç akademisyen arkadaşa tavsiyeler" yapsaydım ya. Klavyemi eşek arısı sokar. Hayatta yapmam. Şu bir tık daha iyi sanki: "Ben ettim, sen etme." Ya da doğrudan yaşımı ortaya koyan şöyle bir başlık: "Pinpon sadece bir spor değil." Neyse derdimi anladınız; bir üniversitede ilk kez öğretim üyesi olarak işe başlayanlardan bahsetmek istiyorum. Daha doğrusu hem benim, hem … Okumaya devam et Sakin şampiyon

İsim sırasının lafı olur

Birkaç kişi makale yazdınız. Peki ya isim sırası nasıl olacak? Nazik konu. Bir yandan profesyonelce yaklaşmak istersin; bir yandan işin içine arkadaşlık girer. Ya da bilemedin, hoca-öğrenci, doçent-profesör gibi kıdem mevzusu ortaya gelir. Kim daha çok katkı yaptı diye baksan, bu işin terazisi yok ki ölçesin. Diyorum ya nazik konu. Madem eş yazarlardan bahsediyoruz. Bu haftaki … Okumaya devam et İsim sırasının lafı olur

Adım adım lisansüstü

Bol Bilim'de bir birikim oluşmaya başladı galiba. Baksanıza bir devam yazısına giriştim. Vay vay... Pınar en son yazısında lisansüstü* yapmak için nedenleri sıralamıştı. Ben de ilk akla gelen soruları sorayım dedim: "İyi ama nasıl? Nerede? Kiminle? Ya sonrası?" Hoca Lisansüstü yapmaya karar veren pek çok insan önce üniversite seçmeye odaklanıyor. Ve üniversite ismine o kadar büyük bir paye biçiyorlar ki, isimden daha önemli noktaları atlıyorlar. … Okumaya devam et Adım adım lisansüstü

Teori nasıl mı yapılır?

Teoriyi sevelim, sevdirelim istiyorum. Keşke söylemeyle olsa. İyisi mi bu işi erbabından dinleyelim. Yıllar sonra Cem Say hocadan bir kez daha ders almanın tadına doyulmaz benim için. Şöyle kenara kayın. Sevgili dostum İlker hoca benden Bol Bilim için "teorik konularda nasıl çalışılır" konulu bir yazı istediğinde aklıma şu ünlü "Teorik olarak teoriyle pratik arasında fark … Okumaya devam et Teori nasıl mı yapılır?

Aynı yolun yolcuları

Bu bir dayanışma yazısı. Ve bir dayanışma yazısının yazılabileceği en güzel güne, yani haziran başına, denk getirilmiş bir yazı. Koyu bulutlar Seveni de var tabii. Ama hava bulutlu, karanlık olunca keyfim iyice kaçar. Herhalde onun için bu ara başlığı, araştırmanın o zorlu günlerine uygun buldum. Hani kafanın hiç basmadığına inandığın, bunları niye yapıyorum diye sorguladığın, … Okumaya devam et Aynı yolun yolcuları

İmece usulü

Kağıtlarla dolu bir masa ve o masada yıllardır aynı problemi çözmeye çalışan bir profesör. Azıcık aşı, kaygısız başı. Gel gör ki hali perişan: hijyen hak getire; beslenme desen pek nadir; sosyal hayat söz konusu bile değil. Sadece bilim aşkı (püfff), azim (püüffff), cefa (püüüffff), sabır ve fedakârlık (püüüüffffff)... BOOOM! Balon patladı. Sanki her başarılı akademisyenin yalnızlık içinde kıvranması gerek. "Delirmemiş … Okumaya devam et İmece usulü

Önce bölüm, sonra fakülte… En sonunda tüm üniversite!

Herhangi bir üniversiteden bir bölümü seçin.  Çok yüksek olasılıkla, aşağıdaki görüntülerden en az biriyle karşılaşacaksınız: Bölümün ayaklı tarihi bir hoca. Her dönem yılmadan aynı dersleri vermiş. Virgülüne 15 yıl önce dokunduğu notlarını kullanmaya devam ediyor. Bilmem kaçıncı baskısı çıkan kitabın hâlâ ikinci baskısından ders anlatıyor - ki ilk baskı İskenderiye Kütüphanesi'nde yanmış. Ödev soruları da … Okumaya devam et Önce bölüm, sonra fakülte… En sonunda tüm üniversite!