Hocalar ve üniversite sınavı

Bir LYS dönemi daha geride kaldı. Bizim zamanımızda iki aşamalı sınava girer, ikinci sınava gitmeden tercih sıralaması yapardık. Sonra bir gün nereye girdiğimiz belli olur, hikaye de biterdi (ya da başlardı). Birçok kişi, lise iki hatta lise birden itibaren, fenci mi olsam sosyalci mi olsam diye düşünür, karar verdikten sonra puan türüne göre girebileceği meslekleri anlamaya çalışırdı. Benim tüm lise hayatımda, etrafımdaki herkes meslek seçme problemiyle çalkalandı. Kimi insanlar ne olmak istediklerini bilmezdi, kimi insanlar istedikleri meslekleri hiç tutturamayacaklarını düşünürdü. Zaten mesleklerin yarısını da bilmezdik: endüstri mühendisliği, kimya mühendisliği, antropoloji benim çok büyük yaşımda anlayabildiğim meslekler oldu. Hatta endüstri mühendisliğini anlamam için birisiyle evlenmem gerekti.

Her neyse, zaman değişti; sınav sistemi kimsenin anlayamadığı şekillerde bölündü. Onun ötesinde, puan türleri sadece alanlar bazında değil, ağırlıklar bazında da şekillendi. Matematik-Fen puanı, MF1’den MF4’e kadar gider oldu. İşin iyi bir tarafı ise, tercih sıralaması öğrencilerin puanları ve sıraları belli olduktan sonra yapılmaya başlandı. Böylelikle, en azından girilmesi muhtemel bölümlerin yazılması mümkün oldu. Gelin görün ki, meslek ve üniversite seçimi sorunsalı olduğu yerde kalakaldı.

Kaynak: http://nyuwassermanblog.career.admin.nyu.edu/tag/choosing-a-major/

Belki buradan bakınca, bu öğrencilerin sorunu gibi gelebilir. Ya da ailelerin, ya da belki okullardaki rehberlik öğretmenlerinin. Ama inanın, sorun hepimizin. Sınıfta tam niye o bölüme geldiğini bilmeyen, neden o dersleri aldığını düşünmemiş öğrenciler görünce hocanın motivasyonu dibe vuruyor. Onun için biz de hocalar olarak işin ucundan tutmalıyız.

Tanıtım Haftası

Yeni düzende, LYS sonuçları açıklandıktan sonra öğrencilere tercih sıralaması yapmaları için yaklaşık üç hafta süre veriliyor. Bu sürede öğrenciler, girebilecekleri yerleri kafalarında az çok belirleyip, o üniversitelere ve bölümlere gidip, bilgi alarak, bakarak, karar vermeye çalışıyorlar. Bu süre zaten üniversitelerde tanıtım haftaları olarak işaretleniyor. Bir çok üniversitede hummalı bir çalışma yürütüyor. Tanıtım videolarından, sunumlara; üniversite yürüyüşlerinden yurt gezilerine bir çok aktivite yapılıyor. Fikir güzel ama bence öğrenciler en çok “birileriyle” birebir konuşmak istiyorlar. Bunlar en başta hocalar ama aynı zamanda o bölümde zaten okuyan öğrenciler, yeni mezun olmuşlar. Öğrenciler, özellikle kendi liselerinden mezun olup o bölüme girmiş öğrencilerle konuşurken çok rahat ediyor. Önerim, o haftalara olabildiğince az iş koyup, bölüm içinde bir grup öğrenciyi de örgütleyerek, gelen öğrencilere vakit ayırmak.

Neler sorulmuyor?

Peki öğrenciler gelince neler konuşulmalı? İlk başlarda bu işe şöyle bakıyordum. Öğrenciler sorular sorar, ben de bildiğim kadar cevap veririm. Fakat, zaman içinde şunu anladım. Öğrenciler doğru soruları bilmiyorlar! Mesela, bence en çok sorulması gerekenler arasında şunlar olmalı: bu bölümü seçerse ne tür dersler göreceği, mezun olduktan sonra her gün ne tür işler yapacağı. Ama bunlar genelde az gelen sorular. Onun için illa doğru soruların sorulmasını beklemeyin. Ben bunun için soru gelsin gelmesin, ders programından, projelerden, mezunların nasıl işlerde çalıştığından bol bol bahsediyorum.

Benzer şekilde sorulmayan şeylerden bir tanesi sosyal ortam. Sonuçta üniversite, sadece meslek eğitiminden ibaret değil. İnsan vaktinin belki de çoğunu, ders dışında geçiriyor. Bu aşamada bölümde neler yapılabilir, hocalarla ortak çalışmak kolay mı, derdimi anlatacağım insanlar bulunur mu, kulüpler var mı gibi sorular hiç gelmiyor. Bu soruları hiç beklemeden direkt konuya dalıyorum.

Bunlar hep kısa vadede anlatılacak şeyler. Oysa tabii ki en iyisi, öğrencilerin meslekleri biraz daha uzun süreli yaşayarak anlamaları. Bir öğrenci, girmek istediği bölümde ne kadar çok vakit geçirirse, oranın havasını o kadar iyi koklamış olur. Bunun için de yaz okulları biçilmiş kaftan. Bir-iki hafta süreyle yapılan yaz okulları hem öğrencileri sıkmıyor, hem de ilerde yapacakları işleri daha iyi anlıyorlar. Yaz okulu uzun vadeli bir iş derseniz, lise öğrencilerini bölümün özel bir gününe çağırmak da alternatif. Örneğin, biz bir yıl 4. sınıfların bitirme projelerini tanıttığı poster gününe, çevre liselerden öğrenciler çağırdık. Öğlene kadar posterleri gezdiler; öğleden sonra çağırdığımız dört mezunumuzla sohbet ettiler. Birçoğu çok faydalı olduğunu söylediler.

Neler Soruluyor?

Birçok zaman bölümle ilgili bilgi almaya aileler de geliyor. Çok sayıda bölümü ve üniversiteyi gezmiş, ve farklı şeyler duymuş oluyorlar. Karşılaştırmayı daha iyi yapmak için olsa gerek, en çok sayısal cevaplı soruları soruyorlar. Kaç labınız var, mezun olunca kaç lira kazanırım, ne zaman müdür olurum? Bunların belki de sorulmasının sebebi, cevapların diğer alternatiflerle karşılaştırılmasının kolay olması. A üniversitesinde 3 lab var, B de 2. Belki de bu şekilde daha sistematik bir seçim yapıyorum hissi geliyor. Halbuki esas, sayılar en uçucu bilgiler; bugün üç labı olan bölüm, seneye bir labını kapatırsa, evdeki hesap çarşıya uymaz. Onun için çok şey ifade etmeyen sayılar sorulduğunda, sayının kendisinden çok prensipleri anlatmak daha faydalı. O lablar ne için kullanılıyor, ne kadar zaman labda proje yapılacak gibi bilgiler, içeriği sayıdan daha iyi anlatıyor.

Fakat bazen iş bunu da geçiyor. “Şu üniversitede, giren kişilere laptop veriliyor, siz ne veriyorsunuz”; “şu üniversitede yazın herkesi staj için uzaya gönderiyorlarmış, siz nereye gönderiyorsunuz” gibi. Buradaki gibi bazıları anlamlı cevap verilebilir şeylerken, bazıları saçma sapan şeyler olabiliyor. Aman sakin! Bu bir sidik yarışı değil. Küçük bir camiada, hepimiz bir grup öğrenci için en iyisini istiyoruz. Sizin amacınız sizin bölümünüzü, üniversitenizi tanıtmak olsun. Bırakın karşılaştırmaları öğrenciler uygun gördükleri kişilerle kendileri yapsınlar. Eğer “siz ne veriyorsunuz” sorusu çok uzarsa da, değerli bir hocamın meşhur cevabını verin “Eğitim”.

Hocalar ve üniversite sınavı” üzerine bir yorum

  1. Geri bildirim: Bol Bilim bir yaşında | BOL BİLİM

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s